FİDAN - Dini, İlmi ve Edebi Dergi
                                                                                    
                                                                                    
                                                                                    
                                                                                    
 
   
 

Anasayfa

Yazarlarımız

Hakkımızda

Künye

ABONELİK FORMU

İletişim

Kapak

Hasbihal

Kapak Konusu

Makaleler

Bakış

İfade-i Meram

Yansımalar

Kurana Dair

Köşeler

Kültür Deryamızdan

Sağlık

Kadın ve Aile

Hakikat Heybesi

Gündem

Şiir Tahlili

Oku Yorum

Üstad

Dünya Gündemi

Röpörtajlar

Aktüel Röportajlar

 Nurkan Boz
aktifgelisim@gmail.com
Fidan Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

Sayi: 89 / Temmuz - Eylül 2016

Prof. Dr. Rıza Savaş

Prof. Dr. Rıza Savaş: 

EÜ İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dalı Başkanı 

2016 yılında “Ahlak” temasını işleyen ve yılın üçüncü sayısında “Aile Ahlakı” konusuyla okuyucularının karşısına çıkan Fidan Dergisi, aile ahlakı, ailenin tarih içerisindeki seyri ve ideal Müslüman aile hakkında DEÜ İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları Bölüm Başkanı, İslam Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi (eski Dekanı) Prof. Dr. Rıza Savaş ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşide, toplumun en küçük ve en önemli yapı taşı olan ailenin inanç ve değerlerimiz açısından önemi, modern dünyada ailenin durumu ve toplum üzerindeki etkisi, toplumun son ve en güvenli sığınağı olan aile kurumunun birlik, bütünlük ve saadetini tehdit eden tehlikelerin nasıl bertaraf edileceği gibi hususlar konuşuldu. Günümüz dünyasında ideal Müslüman aile tipi nasıl olmalıdır sorusuna, Hz. Peygamber’in (sav) örnek aile yaşantısının en güzel örnek ve en güzel cevap olacağı vurgulandı. “Gerçek şu ki ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.” buyuran bir Peygamber’in (sav) gerçekleştirmek istediği ulvî amaçları gerçekleştirmeye çalışan diğer bir deyişle O’nun sünnet ve sîretine uyan, O’nun düşündüğü gibi düşünen ve her daim anlam arayışında olan yerküre ailesinin örnek Müslüman şahsiyetleri olmak temennisiyle…


Muhterem hocam. Bu sayımızda “Aile Ahlakı” başlığıyla okurlarımızın huzuruna çıkıyoruz.Öncelikle, toplumun en küçük ve en önemli yapı taşı olan aileyi inanç ve değerlerimiz açısından değerlendirir misiniz? 

İnsan, kendi neslinin devamını sağlayacak kabiliyette, kadın ve erkek olarak birbirlerini tamamlayacak bir yapıda yaratılmıştır.1 Bu özelliği ile insanoğlu aile kurarak dünya üzerinde varlığını sürdürmüştür. En kısa tanımıyla evlenecek yaşta, olgunlukta ve ehliyette olan bir erkekle bir kadının beraberliği ile oluşan birlikteliğe aile denir. Bu ilk adımla kurulan ve toplumun küçük bir birimi olan aile, birbirine kan veya akrabalık bağıyla bağlanan bireylerin oluşturduğu bir kurum olarak karşımıza çıkar. Farklı coğrafyalarda ve farklı anlayışlara sahip insan topluluklarında çok değişik şekillerde aile diye isimlendirebileceğimiz birliktelikler mevcuttur. 

Kur’an, aynı cinsten gelen ve biri diğerinin eşi olarak yaratılmış bu iki ayrı insandan her birini “zevc/eş” olarak isimlendirmiştir. Bu Yaklaşımıyla Kur’an, kadını erkeğin yanına, yani aynı konuma getirmiştir. İnsanlığın devamı bazı fedakârlık göstermeleri şartı ile kadın ve erkeğin bir araya gelmeleri yani aile kurmaları ile olur.2


“… Onlar sizin elbisenizdir. Siz de onların elbisesisiniz...”3 Müslüman erkek ve kadın evlenip aile kurarak karşı cinse olan ihtiyacını meşru yoldan karşılar. Kişinin kendi cinsinden biriyle hayatını paylaşması, insanın huzura (sükûn) kavuşmasını ve dostlukların artmasını sağlar. Elbise ile vücudun bütünleşmesi gibi, kadın, erkeği, erkek de kadını tamamlayan bir bütünü oluştururlar.4


Kadın, erkek için dünya hayatının en güzel nimetlerinden biri kılınmıştır.5 Kadın için de erkek cazibeli yaratılmıştır. Erkeğin cazibesine kapılan kadının, ne yaptığının farkında olmayışına Kur’an’da örnekler verilmiştir.6 

İslam, evliliğin kolaylaştırılmasını ister.7 Kur’an, Müslümanlara, bekârları, köle ve cariyeleri evlendirmeleri emrini vermektedir. Bu konuda fakirlik, bahane edilmemelidir.8 

Müslüman erkek, hoşuna gitse de müşrik kadınla ve yine Müslüman kadın, müşrik erkekle evlenemez.9 Bundan başka yine Kur’an, kimlerin birbirleriyle evlenemeyeceklerini açık bir tarzda ortaya koymuştur.10


Aile yapısının tarih içerisinde değişime uğradığını dikkate aldığımızda, geleneksel aile yapısı ile modern aileyi mukayese edebilir misiniz? Bu iki aile yapısında öne çıkan özellik ve erdemler nelerdir?

Geleneksel ailede fert sayısı fazla olduğu için ilk bakışta olumsuzlukların olacağı akla gelse de yaşlı insanların aile için büyük bir kazanç olduğu, bu değerlerimizi kaybettikten sonra anlaşılmıştır. Ailede dedenin ve büyük annenin varlığı pek çok olumsuzlukları ortadan kaldırırdı. Yaşadıkları hayat tecrübeleri ile gençlere her zaman yol gösterirlerdi. Çocukların yetişmesinde ciddi katkıları olurdu.

Günümüz ailesinde en çok hırpalanan çocuklar olmaktadır. Bakıcıya ya da kreşe bırakılan çocuk anne ve babanın yakınlık ve şefkatine olan açlığını hayatının her safhasında hissetmektedir.

Ebeveynin birbirlerine karşı olan ahlakî sorumlulukları nelerdir?
Çocukların ebeveyne karşı olan ahlakî sorumluluk ve vazifeleri nelerdir?


İslam evlilikle kurulan aileyi, sevgi, rahmet ve huzur kaynağı sayar. Bunu zedeleyecek davranışlardan kaçınmak gerekir. Kur’an, aile reisliği hariç, kadınların da erkekler gibi aynı haklara sahip olduklarını açıklar.11 Çiftlerden hiçbiri,
yuvaya zarar verecek davranışta olmamalıdır. Mesela aile arasında kalması gereken sırlar dışarı yansıtılmamalıdır.12


Mümin hem kendisini hem de ailesini ateşten korumalıdır.13 Onların kendisine düşman olmalarından sakınmalıdır.14 Kur’an’a göre karı-koca ilişkileri, sevgi ve hoşgörüye dayanmalıdır.15 Cinsel beraberlik, evli olan çiftlerin sağlıklı ilişkilerinden kabul edilir.16 Erkek hanımıyla beraber olmamaya ancak dört ay yemin edebilir.17


Kur’an’da Ebeveyne iyilik etmek, Allah Teala’ya kulluktan hemen sonra zikredilmiştir.18 Ölmek üzere olan kişi, vasiyetinde ilk sırayı eğer hayatta ise ebeveynine verecektir.19 Yine kişinin iyilik yapacağı kimselerin başında onlar gelir.20 Dua eden kimse de kendisinden sonra ilk sırayı ebeveynine verir.21 

Yaşlanan anne ve babaya iyi davranılması, onların incitilmemesi, onların azarlanmaması ve onlarla konuşulurken ölçülü olunması istenmiştir. Ayrıca onlara şefkatli yaklaşılması emredilmiştir. 22 Ancak Allah’a isyana teşvik konusunda
onlara itaat edilmez.23 

Ebeveyn, çocuğun yetişmesinde sıkıntılara katlanmıştır. Mesela, anne hamileliği sırasında ve çocukluk döneminde çocuğu için pek çok fedakârlıkta bulunmuştur. Bu sebeplerle onlara itaat gerekir.24 Yahya Peygamber’in övülen iyi özelliklerinden biri de ebeveynine iyi davranmasıdır.25


Toplumun saadeti için değişim
ve ıslahın öncelikle birey ve aileden
başlayacağı düşünüldüğünde,
toplumun çekirdeği olan Müslüman
bir ailede olması gereken
ahlakî erdemler nelerdir?


İslam ailenin huzur içinde varlığını sürdürmesini ve bu konuda yanlış yapanın uyarılmasını ister. Çünkü inanan kadın ve erkekler birbirlerinin dostudur ve birbirlerini uyarırlar.26 Bu uyarıda başarılı olunamazsa, konu aile dışına taşar. Hem kadın hem de erkek ailelerinden birer hakem konuyu çözüme kavuşturmaya çalışır.27 Doğrudan doğruya şikâyetçi olan taraf devlete de başvurulabilir.


Erkeğin huzursuzluk çıkarmasını önlemek için Kur’an’ın önerdiği; “erkek ve kadının aralarını, anlaşma ile düzeltmeleri” 28 değişik şekillerde yorumlanabilir. Müfessirler genelde bunu, kadının kendi isteği ile bazı haklarından vazgeçmesi
ile oluşacak bir barış olarak düşünmektedir. 29 Ancak bu görüş bize göre doğru değildir. Çünkü kadın eğer haklarından vazgeçmezse, erkeğin, geçimsizlik yapma ve kadının haklarına tecavüz etme yetkisi yoktur.30 O halde barışın temini
için, hiçbir tarafa, diğerinin haklarına tecavüz yetkisi verilmemiştir. Hz. Peygamber, ailede huzursuzluk çıkmaması için eşlerin gerekli hassasiyeti göstermelerini istemiştir.31


Boş yere yapılan kıskançlık yerilmiştir. 32 Eşinin siyah tenli bir oğlan doğurduğunu (kendi tenine benzemediği için) şikâyete gelen bir kişiye Hz. Peygamber, bunun olabileceğini, develerin çoğalmasıyla ilgili bir misal vererek anlatır ve onu ikna eder.33 

Kadının kendini geliştirmek için yapacağı çabalara kocası engel olmamalı, hatta destek olmalıdır. Mescide devam edip Hz. Peygamberin eğitim ve öğretim halkasından yararlanmak isteyen bazı kadınlara kocaları engel olmak isterler. Hz. Peygamber, bunu duyunca, kadınların mescitten men edilmemelerini ister.


Hz. Peygamber devrinde evli olduğu halde sosyal hayatın içinde yer alan kadınlar bulunmaktadır. Hz. Peygamber, bunlara engel olmamıştır. Kendini iyi yetiştiren anne ve baba çocuklarını da iyi yetiştirir. Çocuk ailesinden İslam’ın istediği doğruluğu, dürüst olmayı, üretmeyi, başkasının hakkına tecavüz etmemeyi iyi bir fert olmayı öğrenir.


Âlemlere rahmet olarak gönderilen
ve hayatı bizlere bir “üsve-
i hasene” olarak takdim edilen
Hz. Peygamber’in (sav) örnek aile
yaşantısından birkaç anekdotu
okuyucularımızla paylaşabilir
misiniz?


Hz. Peygamber’in hanımlarına adil davrandığı34, onların giyimleri, kalacakları ev ve onlarla beraber bulunma konularında adaleti yerine getirdiği35 fakat sevgi konusunda hepsinin eşit olarak tutulmasının mümkün olmadığı açıklanmaktadır.
36

 Hz. Peygamber’in, hanımları arasında en çok Hz. Âişe’yi sevdiğini37 bilen Medinelilerin, onun Hz. Peygamber’le beraber bulunduğu sırada hediyeler getirdikleri rivayet edilmektedir. Hz. Peygamber’in insanlarla konuşup hediyelerini
sadece o günde getirmemelerini söylemesi için, onun Hz. Âişe’yi kıskanan diğer hanımlarından bazıları, Ümmü Seleme’yi birkaç defa Hz. Peygamber’e gönderip sonuç alamayınca, “Kişi İslam’ın istediği ibadetleri yapar, sosyal hayatta
neler yapması kendisinden isteniyorsa bunları yerine getirir ve yetişmesini buna göre sağlarsa aile hayatında da başarılı olur. Çünkü Müslüman fedakârdır, Müslüman yalan söylemez, Müslüman bencil değildir. Müslüman herkese iyilik eder. Ahlaklı ve dürüst bir Müslümanın bu güzellikleri kuracağı aileye de elbette yansır.”  bu defa kızı Hz. Fâtıma’yı gönderirler. İsteklerine ulaşamayan muhalifler, daha sonra da Zeyneb bint Cahş’ı Hz. Âişe’nin dairesinde bulunan Hz.  peygamber’e gönderirler. Zeyneb, Hz. Peygamber’in huzurunda Hz. Âişe ile tartışır, fakat hazır cevap olan Hz. Âişe, onu susturur.38 

Hz. Peygamber’in diğer hanımlarına göre üstün tarafları39 olan Hz. Âişe’nin daha çok kıskanç olduğu anlaşılmaktadır. O, Hz. Hatice’yi sık sık hayırla anan Hz. Peygamber’e: “onun bir ihtiyar kadın” olduğunu söyleyerek kıskançlığını
açığa vurur. Hz. Peygamber, buna çok kızar ve onun İslam’a yaptığı hizmetleri anlatmasının yanında mükemmel bir eş olduğunu da söyler.40


Hz. Peygamber’in, hanımlarının kıskançlığını ortadan kaldırmak için bazen yapmasında sakınca bulunmayan bir şeyi (mübah) nefsine haram kıldığı bu sebeple et-Tahrîm suresinin ilk ayetlerinin nazil olduğu kaynaklarda genişçe açıklanmaktadır.41 

Hz. Peygamber’in hanımlarından bir ay süresince ayrı yaşamaya (îlâ) yemin ettiği kaydedilmektedir42. Bu olayın en önemli sebebinin, Hz. Peygamber’in hanımlarının ondan alamayacağı şeyler istemeleri ve bunda ısrar etmeleri olduğu
anlaşılmaktadır43. “Ey Peygamber, eşlerine şöyle de: Eğer dünya hayatını ve süslerini istiyorsanız gelin size bağışta bulunayım ve güzellikle salıvereyim”44 emri ile Hz. Peygamber, hanımlarına isterlerse onlardan ayrılabileceğini söyleyince, hepsi onunla kalmayı tercih eder.


Aile toplumun son ve en güvenli
sığınağıdır. Günümüz dünyasında
aile kurumu ciddi yaralar
almaktadır. Ailenin birlik, bütünlük
ve saadetini tehdit eden tehlikeler
nelerdir? Bu tehlikeler nasıl
bertaraf edilebilir? Bu anlamda,
modern dünyada
ideal Müslüman aile tipi nasıl
olmalıdır?


İslam, ailenin sağlam temeller üzerine kurulmasını istemiş ve buna göre düzenlemeler yapmıştır. Aile ile ilgili olarak daha önceki devirlerden gelen güzel adet ve yaklaşımları, aynen kabul etmiş, kadının aleyhine olan ve aile ile bağdaşmayan tutum ve davranışları ortadan kaldırmış, aileyi, huzurun, mutluluğun ve karşılıklı sevgi ve saygının yaşandığı sıcak bir yuva haline getirmiştir.


İslam’ın farklı coğrafyalara yayılması sonucu Müslümanların farklı bölge ve kültürlerle teması sırasında bu kültürlerdeki kadın ve aileyle ilgili olumsuz tutum ve davranışları İslam’a yüklemek yanlış olur. On dört asırlık İslam toplumları tarihine bakarak İslam ailesi ile ilgili olumsuzlukları veya sadece olumlu tarafları öne çıkarıp İslam’ın kadın ve aileye bakışının olumsuz ya da çok olumlu olduğu sonucuna varmak doğru olmaz. Durum ne ise onu olduğu gibi görmek, bu konuda yanlış olduğu düşünülen uygulamalar ile anlayış ve yaklaşımları İslam’ın genel prensipleri çerçevesinde düzeltmek gerekir.


Kişi İslam’ın istediği ibadetleri yapar, sosyal hayatta neler yapması kendisinden isteniyorsa bunları yerine getirir ve yetişmesini buna göre sağlarsa aile hayatında da başarılı olur. Çünkü Müslüman fedakârdır, Müslüman yalan söylemez, Müslüman bencil değildir. Müslüman herkese iyilik eder. Ahlaklı ve dürüst bir Müslümanın bu güzellikleri kuracağı aileye de elbette yansır.


Ahlâki değerlerin aktarılmasında
“Geniş Aile” ve “Çekirdek Aile”
yapılarının etkisi nedir? Her iki
modelle ilgili değerlendirmelerinizi
alabilir miyiz?


Bu günün en ciddi problemlerinden biri de aile problemidir. Bunun problemin çözümü için fertten başlamalıyız. Çocuklarımızı ahlaklı yetiştirmek için neler yapabileceğimizi ciddi manada tartışmalıyız. İyi yetiştirilen kişilerin kuracakları aileler aralarında çıkacak problemleri rahat bir şekilde çözebilirler. Aynı zamanda ahlakî değerleri de çocuklarına aktarabilirler.


Fertler eğer ahlaklı ise onlar, hem “Geniş Aile” hem de “Çekirdek Aile” yapıları içinde ahlâkî değerlerin aktarılmasında etkili olabilirler. Çocukların iyi yetişmesinde “Geniş Aile” tipinin daha etkili olduğu kanaatini taşıyorum.


1. “Allah insanı bir erkek ve dişiden yarattı.”, Hucurat, 49/13. - 2. Furkan, 25/54. - 3. Bakara, 2/187. - 4. Rûm, 30/21, es-Secde, 41/11; Mukâtil b. Süleyman b. Beşîr
el-Ezdî, el-Vucûh ve’n-Nezâir, Bayezit Umûmî Kütüphanesi, Tasnif No: 29.7.2.: 927 (eski kayıt: 561), vr. 18b; Yahya b. Sellâm, et-Tesârîf, Tunus 1990, s.119. - 5. Al-i İmran
(3), 14. - 6. Yusuf (12), 25-33. - 7. El-Bakara (2), 232. - 8. En-Nur (24), 32. - 9. El-Bakara (2), 221. - 10. En-Nisa (4), 22, 23, 24, en-Nur, (24), 3, el-Maide (5), 5, eş-Şura
(42), 49,50, en-Nahl (16), 72. - 11. El-Bakara (2), 228. - 12. Et-Tahrim (66), 3-5. - 13. Et-Tahrim (66), 6. - 14. Et-Teğabun (64), 14-15. - 15. Er-Rum (30), 21. - 16. Eş-Şuara
(26), 165-166, en-Nisa (4), 43, el-Maide (5), 6, el-Bakara (2) 187, 212, 223. - 17. El-Bakara (2), 226-227. - 18. En-Nisa (4), 36, el-Bakara, (2), 83. - 19. El-Bakara, (2),
180. - 20. El-Bakara, (2), 215. - 21. İbrahim, (14), 41, Nuh (71), 28. - 22. El-İsra (17), 23. - 23. El-Ankebut, (29), 8, Lokman, (31), 14-15. - 24. Lokman (31), 14-15, el-Ahkaf,
(46), 15. - 25. Meryem (19), 14. - 26. “İnanan erkekler ve inanan kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emrederler, kötülükten alı koyarlar...” et-Tevbe, 9/71. - 27. “Eğer
karı-kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ve kadının ailelerinden birer hakem gönderin. Karı-koca uzlaşmak isterlerse, Allah aralarını bulur...” en-Nisâ,
4/35. - 28. en-Nisâ, 4/128. - 29. Mucâhid, Ebu’l-Haccâc Mucâhid b. Cabir el-Mahzûmî, Tefsîr, b.y.y.,b.t.y., I, 177; Yahyâ b. Sellâm, et-Tesârîf, 293; İbn Habîb, el-Muhabbar,
411; el-Buhârî, Sahîh, III, 99, 100 (Mezâlim, 11); Muhibbuddîn, es-Sımt, Kahire 1983, s.85. - 30. Reşîd Rıza, Tefsîr, V, 446. - 31. Hz. Peygamber, takılarını (zinet) tasadduk
etmek isteyen Hayre’nin bu bağışını, kocası Ka’b b. Malik’e haber verip onun da onayını aldıktan sonra kabul eder. Bkz. İbnu’l-Esîr, Usdu’l-Ğâbe, VII, 101. - 32. Abdurrezzak,
el-Musannaf, Beyrut 1970-2/1390-2, X, 410. - 33. el-Buhârî, a.g.e., VIII, 31 (Hudûd, 41). - 34. İbn Sa’d, et-Tabakât, VIII, 168-173. - 35. el-Vâkıdî, el-Meğâzî, III, 927.
- 36. en-Nisâ (4), 129; İbn Sa’d, a.g.e., II, 158, 231. - 37. İbn Sa’d, a.g.e., VIII, 67. - 38. Hz. Peygamber’in hanımlarının, 1.Âişe, Sevde, Hafsa ve Safiyye; 2.Ümmü Seleme
ve diğerleri olmak üzere iki gruba ayrıldığı kaydedilmektedir. Bkz. İbn Sa’d, et-Tabakât, VIII, 163, 171, 172; el-Buhârî, Sahîh, III, 132 (Hibe, 8). - 39. Hz. Âişe’nin diğerlerine
göre üstün taraflarının, Hz. Peygamber’le evlenen tek bakire kadın olması, Hz. Peygamber’e onun evinde vahiy gelmesi, İfk olayında suçsuzluğunu bildiren ayetlerin
gelmesi ve Cebrâil’in evlenmeden önce onun resmini Hz. Peygamber’e iki defa göstermesi olduğu rivayet edilmektedir. Bkz. İbn Sa’d, a.g.e., VIII, 163; el-Buharî, a.g.e.,
VIII, 75 (Ta’bîr, 20); İbn Kayyım, Zâd, I, 105-106. - 40. İbnu’l-Esîr, Usdu’l-Ğâbe, VII, 85. - 41. İbn Sa’d, a.g.e., VIII, 170, 182; el-Buhârî, a.g.e., III, 103-105 (Mezalim, 25), VI,
147, 148 (Nikâh, 83). - 42. el-Buhârî, a.g.e., I, 105 (Salât, 32), II, 229 (Savm, 11). - 43. İbn Sa’d, et-Tabakât, VIII, 68-69, 179-185. - 44. el-Ahzâb (33), 28.

İmam Hatip Takvimi
 
 

Fidan Dergisi © 2009 - 2017 Hakları Saklıdır.

TRX Yazılım Tarafından Yapılmıştır.