FİDAN - Dini, İlmi ve Edebi Dergi
                                                                                    
                                                                                    
                                                                                    
                                                                                    
 
   
 

Anasayfa

Yazarlarımız

Hakkımızda

Künye

ABONELİK FORMU

İletişim

Kapak

Hasbihal

Kapak Konusu

Makaleler

Bakış

İfade-i Meram

Yansımalar

Kurana Dair

Köşeler

Kültür Deryamızdan

Sağlık

Kadın ve Aile

Hakikat Heybesi

Gündem

Şiir Tahlili

Oku Yorum

Üstad

Dünya Gündemi

Röpörtajlar

Aktüel Röportajlar

 Hulusi Hatiboğlu
hhatipzade@hotmail.com
Merhum Kestanepazarı Fidan Eğitim Kurumları Derneği Onursal Başkanı

Sayi: 89 / Temmuz - Eylül 2016

Kurban ve Manevrası

Dinimiz İslam’ın sayısız güzelliklerinden biri de ahlakî prensipleri hem sembolize hem de romantize ederek tebliğ etmesidir. Yani öngördüğü ahlakî umdeleri saliklerine telkin ederken, çoğu bunları yalın direktifler olarak değil de, temsilî veya gerçek hayattan alınan olayları imtisalen tebliğ etmesidir. 

Kur’an-ı hâkim bunun birçok çarpıcı örnekleri ile doludur. Mesela; kendilerine ilahî kitap gönderildiği halde bununla amel etmeyenler, sırtlarında kitap taşıyan merkeplere benzetilirken (Cuma, 62/5), Allah’tan başkalarını dost edinip onlara
bel bağlayanlar da barınakların en ehvenini yuva edinen örümceğe benzetilmektedirler. (Ankebût, 29/41) Gerek bu örnekler,gerekse buna benzer daha birçok örnek ihtiva eden Kur’an’ın ana üslubu, İslam’ın akıl ve hayat dini olduğunun en açık delillerindendir.

Bu gerçeği başka bir örnekle biraz daha açmak için, arifesinde bulunduğumuz Kurban vecibesi üzerinde durmak isteriz.

Ülkemizin şu günlerde içinde bulunduğu sosyopolitik durum bu vecibenin birçok boyutu ile özdeşleşmektedir. Peygamberler atası İbrahim’in (a.s) Hak Teâlâ’ya verdiği sözü tutma uğruna, oğlu İsmail’i (a.s) gözden çıkarması ile ülkemizde
birçok babanın, civanmert evlatlarını vatanını bölünmezliği ve millî birliğimizin muhafazası için savaşırken, kaybetmeleri veya kaybetmeyi göze almaları pek farklı şeyler değildir.

Vatanın müdafaası ve millî birliğin korunması uğrunda Cenab-ı Hak bizi nefislerimizi ve sahip olduğumuz bütün nefislerimizi feda etmeye çağırmaktadır.

Kurban vecibesini eda ederken, her ibadette olması gerektiği gibi, bu ibadetin de hikmetini müdrik olmak gerekir. Bu,bizim Hak yolunda sürekli olarak fedakârlıkta bulunmamızı sağlayacaktır. İnancımızın dinamizmini aksiyona dönüştürebilmemiz için, Kur’an’ımızın bu ince esprisini iyi kavramamamız gerekmektedir.

Üzülerek belirtmek isteriz ki, Kur’an’ın insan unsurunu olgunlaştırmayı amaçlayan bu güzellikleri, amaçlarından  saptırılırsak, sıradan adetlere dönüştürülmüştür.

Öyle ki; nefse karşı verilen irade mücadelesinin sonunda iradenin nefse karşı kazandığı zafer bayramına, çocuksu bir telakki ile şeker bayramı adı yakıştırılmış. Yine İbrahim Halilullah’ın binbir yakarışla merzuk olduğu oğlu İsmail’i Hakkın
emrine inkıyaden Hakka kurban etme azminin anılarını taşıyan Kurban Bayramı da, yine ayni sathîlik telakkisi ile et bayramına dönüştürülmüştür. Oysa ki Cenab-ı Hakk, derin ahlakî boyutları olan bu ulvi tezahürün yozlaştırılması için “O
kurbanların, ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşan ancak sizin takvanızdır.” (Hac, 22/37) buyurmaktadır. Bununla beraber çoğu kimseler Kurban vecibesini, hayvanı kesip, etini de sünnet gereği dağıtmaktan ibaret sanmaktadır. Oysa Kurban’ın en önemli kısmı kesilme anıdır. Kurban kesmekle mükellef olan kimse, kendi kurbanını kendisini kesmeli, yapamıyorsa, bir engel olmadığı takdirde, kurbanı kesilirken başında durmalı, Hak adına verilen cana şahit  lmalıdır.
Kurbanın kanının akıp, canının çıkmakta olduğu an teemmül ve tezekkür anıdır.

Kurban ile ilgili yapılan konuşmalar, verilen vaazlar genellikle kurban ibadetinin şeklî yönü ile ilgilidir. Kesilecek kurbanın erkek olması, koyun ve keçi olup boynuzlarının kırık olmaması, etinin de üçe ayrılıp bir kısmının dağıtılması, bir kısmının eşe dosta ikram edilmesi bir kısmının da evde alıkonması vs. gibi. Bütün bunlar doğrudur. Ancak bunlar kurban ile talî derecede ilgili hususlardır. Kurbanın kesimi anında yukarda belirtmeye çalıştığımız ruh haleti içinde olunması
gerektiği gibi. Kurbanla ilgili diğer hususlarda da bu durum göz önünde bulundurulmalıdır. Kurban vecibesi, Hakk’ın emrine inkıyadın, ahde vefanın ve fedakârlığın sembolü ise, Kurbanın maddî varlığı da bu erdemlere hizmet eden kurumlarda değerlendirilmeli, yoksa birçoklarının yaptığı gibi bir et bayramı curcunası içinde heder edilmemelidir.

Kurbandan sembolleşen Hakk’a inkıyat, vefakârlık ve fedakârlık duygularının ülkemiz insanlarının gönüllerinde yerleşmesi umut ve temennisi ile Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ederiz.

İmam Hatip Takvimi
 
 

Fidan Dergisi © 2009 - 2017 Hakları Saklıdır.

TRX Yazılım Tarafından Yapılmıştır.